Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0,43
BIST 99.639
%-0,14
Dolar 3,5060
%-0,10
Euro 3,9245
%-0,27
Altın 141,51
REKLAM

Mehmet Şerefoğlu Yazdı : Darbenin Kaybedeni HDP

186 defa okundu kategorisinde, 08 Eyl 2016 - 00:02 tarihinde yayınlandı
Mehmet Şerefoğlu Yazdı : Darbenin Kaybedeni HDP

15 Temmuz günü, daha önce adam yerine konmayan yeni yetme gençler tankların üstüne çıkarak onları ele geçirdiler. Bu gençler; ‘sadece internetle, cep telefonuyla ve bilgisayar oyunlarıyla oynuyor, bunların gelecekle ilgili bir hedefleri yok’ diye kınanırdı. Ama o gün gördük ki başta bu gençler olmak üzere büyük bir kalabalık, darbeci bozuntularının, şehirleri işgal etmek için kullandığı tankları canları pahasına aldılar.

Bu istikbal ile ilgili bize öyle bir fırsat verdi ki artık darbeyi ve onun getirdiği fecaati kavrayan bu nesil, belki de otuz yılımızı, kırk yılımızı garanti altına aldı inşaallah. Daha önce darbeye muhatap olmamış bu nesil, daha meydanlara inin çağrılarını duymazdan evvel sokaklara akın etmeye başladılar.

O gün ilk ameliyat sonrası nekahat durumundayken, oğlum böbrek problemi nedeniyle bir haftadır Çapa’da yatmaktaydı. Akşama doğru taburcu olduğunda gece darbeye muhatap olmaya başladık. Bazı dostların sosyal iletişim ağları vasıtasıyla erkenden; “bu bir darbeye benziyor, sokaklara dökülün” çağrıları üzerine “oğlum iki hastayız ama ülke elden gidiyor. Bu iş hastalık dinlemez” dedik ve kendimizi meydanlarda bulduk. Önce Lojistik üssünde sonra Sütlüce’deki mücadele sonrası askeri araçlar ele geçirildiğinde, on altı yaşındaki oğlum; “baba bu ne biçim darbe, biraz daha mücadele olsaydı” dediğinde bu herhalde küçük olduğundan henüz darbenin ne olduğunu kayrayamıyor diye düşündüm.

Ancak 15 Temmuz gecesi Saraçhane’de yaralanan dostları ziyaret ettiğimde, bir gencimiz olayı anlatırken; “Abi biz dört kişiyi direk vurdular. Beni iki ayağımdan vurdular. Tabi oluk oluk kan akıyor. Yan tarafta şehitlerimiz var ancak kimse yardıma gelemiyor. Derken iki hanımefendi  Saraçhane binasına doğru ilerleyerek darbeci askerlere çıkışmaya başladılar. Ellerini göğüslerine götürerek bizi de vurun diye bağırıyorlardı.

Biz, ablalara gelin sizi vuracaklar diye yalvarırken, onlar hiç duraksamadılar bile. Bu ablaların tavrı karşısında darbecilerin cesareti kaybolunca, durun bari yaralılarımızı alalım dediler. O ara bizi bir arabaya bindirdiler.” Ben bu olayı duyunca dedim ki; “Demek ki benim çocuk gençliğinden bunu söylemiyor. Artık korku duvarları bu nesil için yıkıldı elhamdulillah”

Tabi darbeci alçaklar Saraçhane’de şehitlerin aracın bagajına ve yaralıların da arka koltuğa konduğu aracın şoförünü sol kolundan vurunca yine oradaki gazimiz Ahmet direksiyona geçerek hastaneye ulaşabildiğini söylemişti.

Oturduğum sitede bana “kanka” diye hitap eden 6 yaşındaki Yusuf darbe ertesi; “Kanka Taha da bizimle meydanlara gelsin. Ona izin ver” dediğinde Fetö için kızgın cümleler kullanıyordu. Ancak iki gün sonra gördüğümde Fetö için etmedik küfür bırakmamıştı. “Kanka ne oldu” dediğimde, “üç gündür çizgi filim izleyemiyorum. TRT Çocuk bile bu Fetö yüzünden haber veriyor” dedi. Anlayacağınız bu darbe belası tüm toplum için tam bir felaketti. Küçük büyük fark etmiyordu. Herkes bundan zarar görüyordu.

Bu darbe sürecinde toplum olarak günlerce  meydanlarda olan insanlara elbette büyük saygım ve hürmetim var. Ancak özellikle o ilk gece canlarını hiçe sayarak alanları dolduranlara hürmet ve saygımız çok daha fazla.

Darbe sonrası özellikle kimi eski statükocu çevrelerin kendi ideolojilerini tekrar kurtarıcı ve vazgeçilmez gibi göstermeleri çok acıklı. Bunu medyada pazarlayanlar ve özellikle Fetö üzerinden bütün cemaatleri aynı kategoriye koymaya çalışanların iyi niyetli oldukları kanaatinde değilim.

Şunun unutulmaması gerekiyor ki 15 Temmuz gecesi dava sahibi olan tüm kesimler Cumhurbaşkanı’nın çağrısını beklemeksizin meydanlarda idi. Bu kötülenmeye çalışılan cemaatlerin önemli bir kısmı da bunların içindeydi ve meydanlarda organize çalışmalarında ciddi emek verdiler,  bedel ödediler.

Bu vesile ile Akdav Vakfı’nın emektar müntesiplerinden ve bana çok benzetilen Ramazan Sarıkaya dostumuz da olaydan 39 gün sonra yoğun bakımdan çıkamayarak 241. Şehidimiz olarak bu bedeli ödeyenlerden oldu. Rabbim şehadetini kabul etsin inşaallah.

Bu darbe, toplumda tekrar bir diriliş ve birliktelik havası kazandırdı. Güzel bir laf vardır: “Ölüm hariç her darbe insanı güçlü kılar (motivasyonu artırır)” Siyasi alan dahil bu birliktelik iyi bir noktaya gelmişken bu sürecin kaybedeni HDP cenahı oldu. Onlar yine bu tarihi fırsatı kullanamayıp darbe karşıtlığında net bir tutum içine giremediler. Zaten bir sene önceki hendek/çukur siyasetinde de cesur bir tavır gösterememişlerdi. Doğu ve Güneydoğu’da halkın “Okçular Tepesi” nöbetlerindeki kalabalıkların ısrarlı istekleri ve “Teröre ve Şiddete Hayır/Edi Bese” tepkileri bunlar için kayan zemininin alametidir artık.

Bu süreçte “Okçular Tepesi”ndeki nöbetime bir süre ara verip ikinci bir ameliyat ile maalesef sol gözümü tümör nedeniyle aldılar. Böylece bu kardeşiniz artık tek gözlü. Dua edinki bu tömür belasından kurtulabileyim.

* Yazara, Rabbimizden acil şifalar dileriz…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz