Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,69
BIST 100.072
%-0,62
Dolar 3,5091
%-0,63
Euro 3,9198
%-0,29
Altın 141,14
REKLAM

Quod Petis, Hic Est [ * ]

555 defa okundu kategorisinde, 30 Mar 2017 - 19:31 tarihinde yayınlandı
Quod Petis, Hic Est [ * ]

Yaşama etik olarak baktığımda, güzelliği açısından bakıyorum. Bana göre yaşam, senin için olduğunun aksine, güzellikle yoksullaşmıyor, zenginleşiyor. Güzellikleri keşfetmek için tüm ülkeyi dolaşmak ya da sokaklarda dolaşmak zorunda değilim, ben ölçmek ve reddetmek zorunda değilim. Elbette doğal olarak senin kadar vaktim de yok. Çünkü ben kendi yaşamımdaki güzelliğe -bazen ciddiyetle bazen de zevkle- baktığımda, daima benim için yeterince yapacak iş çıkar. Eğer zaman zaman bir saat boş vakit bulursam, pencerenin önünde durup insanlara bakıyorum ve her birinin güzelliğini düşünüyorum. Ne kadar önemsiz ve mütevazi olsa da, ben kişiyi güzel görüyorum; çünkü onu aynı zamanda evrensel olan bireysel kişi olarak görüyorum, onu yaşamda somut görevi olan birisi olarak görüyorum. Burada başka bir kimse için bulunmadığını, en basit bir hizmetkâr bile olsa, kendi içinde teolojisi olduğunu, görevini gerçekleştirdiğini, zafer kazandığını bilerek bakıyorum. İşte ben bunu görüyorum. Çünkü cesur insan hayalet görmez; aksine fetheden kahramanlar görür. İnsan FETHETMEKLE yükümlüdür, bundan eminim, bu yüzden onun mücadelesi güzeldir. Kural olarak çok fazla şahsi mücadele eğilimim yok; en azından başkaları kadar yok. Ama şundan emin olabilirsin ki; güzelin zaferine duyduğum İNANÇLA, AHLÂK MÜCADELESİNDE SAVAŞACAĞIM ve bu dünyada hiçbir şey beni bu mücadeleden ayıramaz…

Aristo dostluğa ilişkin olarak adalet kavramlarının son derece geniş olduğunu, bu yüzden dostluk ve adaletin aynı anlama geldiğini söylemektedir. Bu yüzden adalet kavramını dostluk kavramına dayandırmaktadır. Bunun sonucu onun kategorisi, bir anlamda hakkı göreve, soyut bir kategoriye ( Kant’ın ‘ Kategorik İmperatifi ‘ (buyruğu) ya da ahlâki görevlerin bazı hedeflere bağlı olmayıp mutlak olduğu fikri ) dayandıran modern görüşten daha mükemmeldir. Buradan devlet fikrinin en yüksek değere dönüştüğü görülmektedir; ama işte bu, Aristo’nun kategorisini kusurlu hale getirmektedir.

Dostluğa etik olarak bakan kişi, onu görev olarak görür. Bu yüzden bir dosta sahip olmanın herkesin görevi olduğunu söyleyebilirim. Ancak aynı anda etiği hem dostlukta hem de daha önce açıklanan her şeyde yansıtan ve ayrıca etik ile estetik arasındaki farkı keskin bir şekilde ifade eden başka bir tanımlamayı kullanacağım : ‘Açıklanmak her insanın görevidir.’ Kutsal Kitap bize ‘ bir kez ölmek, sonra da (her şeyin açıklanacağı zamanda) yargılanmak… insanların KADERİDİR. (İncil, ibraniler, 9:27) Etikçi der ki, insanın açıklanması YAŞAMIN ANLAMI ve HAKİKATİDİR. 

Bir görev teorisi üzerinde durmak hiçbir zaman niyetim değildi. Benim niyetim, (etikle estetiğin birbirine karıştığı) karışık bölgelerde, etiğin yaşamın güzelliğini elinden almayıp, aksine ona güzellik aşıladığını göstermekti. Etik yaşama BARIŞ, HUZUR ve GÜVEN getirir. Çünkü sürekli olarak bize şunu haykırır : Quod petis, hic est. * Bu çağrı kişiyi ruhu tüketecek tüm delice aşklardan kurtarıyor ve ona güç ve sağlık veriyor. Bize geçici şeylere aşırı değer vermemeyi ve iyi talihi PUTLAŞTIRMAMAYI öğretiyor. Bize iyi talihte mutlu olmayı ve bunun estetiğin yapamayacağı bir şey öğretiyor. Çünkü iyi talihin kendisi sonsuz bir göreceliktir. Bize talihsizlik içindeyken bile mutlu olmayı öğretiyor.

[ Etik/Estetik Dengesi, SØREN KİERKEGAARD ]

*  :  Aradığın buradadır. ( Horace, Mektuplar; I,2, 29 )

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz