Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0,43
BIST 99.639
%-0,12
Dolar 3,5067
%-0,03
Euro 3,9273
%-0,08
Altın 141,78
REKLAM

MevîMer( Mevlana İnsani Araştırmalar Merkezi ) Neden Kurulmalı ?

224 defa okundu , , kategorisinde, 18 Mar 2017 - 18:55 tarihinde yayınlandı
MevîMer( Mevlana İnsani Araştırmalar Merkezi ) Neden Kurulmalı ?
İnsanın anlam arayışının hayatiyet arzettiği, insanlık değerlerinin dumura uğradığı, insanın mânevî duygularının göz ardı edildiği ve insanlık krizinin yaşandığı bir dönemde, kendisiyle, Rabbiyle, içerisinde yaşadığı toplumla ve çevresi ile barışık fertler yetiştirmeyi şiar edinen tasavvuf kültürünün, terbiye usûlünü çözümleyebilmek için MevîMer’e gibi bir Merkezin kurulmasına çok büyük bir ihtiyaç ve zaruret vardır. Eğer böyle bir merkez faaliyete geçirilebilirse; bu kurum çok önemli bir açığı kapatacak ve insanın anlam arayışını sonuçlandırabilecek hayati bir görev ifa edecek ve vakıf ve kültür medeniyetinin hakim olduğu toplumsal bir bilinç ve yüksek farkındalık oluşturacak ve yaydığı pozitif iyilik enerjisiyle hayatı daha yaşanabilir ve herkes için daha kolay ve daha anlamlı kılacaktır. Böyle bir kurumun biran evvel oluşturulabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık ve YÖK ortak çalışmalı ve bu konuda hazırlanacak her türlü projeye haberdelider ekibi olarak her türlü desteği vereceğimizi kamuoyuna ilan ve beyan ederiz…
Tasavvuf düşüncesi, kendi özünü fark edip, yaratılıştaki asıl gayeyi, arınarak yakalayabilmiş olan kişiyi, insanlık mahiyetini kendinde, mükemmel şekliyle gerçekleştirmiş olmak anlamında insan-ı kâmil olarak tanımlamaktadır. Batı dillerinde evrensel insan olarak adlandırılan bu mertebe, Nietzsche’nin ‘üstün insan’ı (superman), Hegel’in ‘geist’i, Carlyle’in ‘kahraman’ı gibi batılı bazı filozofların dile getirdiği üst insan düşüncesinden farklı bir anlamı ifade etmektedir. İnsan-ı kâmil, ahlaki erdemleri en iyi bir şekilde yaşayan, hayata geçiren kişi olarak, diğer insanlar için bir örnek konumundadır. Tasavvuf öğretisi bu örnek olma kavramına ruhsal eğitim ve ahlak kazanma bakımından çok farklı bir boyut kazandırmaktadır. Bu yönüyle ahlâk felsefesinde yükümlülükler büyük önem taşımaktadır.
Fakat İslâm ahlâkının insanın yükümlülüklerini belirlerken onun insan olma niteliği açısından fıtratına büyük özen gösterdiği görülmektedir. Ayrıca İslam ahlakı insanın sorumluluk bilincini temellendirirken bunu katı bir takım kurallar manzumesi yerine, temelini onun varoluşsal niteliklerinde bulan ve kalp temizliği, iyi niyet, Tanrı rızası gibi temelini insanî niteliklerden, onun duygusal boyutu olan, yaratılış amacına yönelik, idealleştirilmiş bir mahiyette değerlendirmektedir. Bu bağlamda ahlaklı olmak sadece bazı kural ve ritüelleri öğrenmenin ötesinde insanın özne olmasıyla, kişi olmasıyla, bu değerleri kendisiyle içselleştirmesiyle mümkün gözükmektedir. Bu bağlamda ahlak kişisinin bu içselleştirmeyi sağlama doğrultusunda Kur’an’ın insanı motive edici zengin bir materyal sunduğunu göz ardı etmemek gereklidir. Bu diğer ahlak kuramlarıyla mukayese edildiğinde onun ayırt edici temel vasıflarından birini oluşturmaktadır.
Bu bağlamda ahlaklı olmak, kişinin sosyal alışkanlıklara, örflere kendini kaptırmasının ötesinde etik’in temel sorularından olan ‘iyi’ nedir üzerinde, insan davranışlarını idare eden temel prensiplerin mahiyeti üzerinde bilerek, özgürce, sorumluluk duygusuyla bilinçli katılımını içermektedir. Bu ise insan-ı kamil öğretisinin işaret ettiği bağlamda, ahlak kişisinin evrensel değerini öne çıkarmakta, Hakikat karşısındaki onun kozmik bir varlık (ya da ilke) olarak ekzistansiyel konumunu, alem-i şehadet açısından normatif/ahlaki bir ilkeyi temsil etmektedir. Bu yaklaşımın İslam düşüncesi açısından önemi ahlakın öznesi olan kişinin yetkinlik kazandığı ölçüde Tanrı-âlem-insan ilişkisinin kusursuz bir bütünlüğüne işaret etmesidir. Çünkü burada kişi bir ahlak varlığı olarak, kendi içinde bulunduğu hayatın, evrenin ve toplumun bütününü kuşatan, sorumluluk bilinciyle, ‘iyi’ye, ‘doğru’ya, ‘değer’e yönelen evrensel bir ahlaki yönelişinin bilincinde olandır
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz