Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,10
BIST 106.843
%0,41
Dolar 3,5416
%0,65
Euro 4,1318
%1,13
Altın 142,76
REKLAM

Yapmayın Efendiler

29400 defa okundu kategorisinde, 04 Nis 2017 - 14:21 tarihinde yayınlandı
Yapmayın Efendiler

TARİH ve DİZİLER…

Muhabbetimize başlamadan önce şerhimizi koyalım…
Tarihi bizim kadar şanlı olan ama tarihine bizim kadar yabancı / düşman olan başka bir millet yok.

Milenyum çağına girerken birden bir medya atağı başladı. Muhafazakâr kanal yerini sözüm ona çağdaşlaşmış, modern kanallar aldı. Başörtülü, eşine sadık, çocuklarına şefkatli anne figürü; yerini iş hayatına atılmış, medeni, para kazanan seksi anneye bıraktı. Çalışan, çocukları için gecesini gündüzüne katan, haram yemeyen, harama bakmayan baba figürü, yerini rahat, cilveli, hoş görülü light erkek figürüne bırakırken önceki baba/eş figürü “tuu-kaka”ya evrildi. Çocukların duymadığı, babaların bilmediği modern aileyi bir anda benimsedik.

Çağdaşlaşmış medya sektöründe bunlar yaşanırken tarih karıştırılmasa olmazdı tabi. Okumayan bir toplum olduğumuz için. Bize okutulanların yalan yanlış çakma bilgiler olduğu için. Bizler de ideolojimize göre okuduğumuz için beynimizde oluşan boşlukları bir anda bu dizi – filmlerle dolduruverdik. İzledik, güldük, ağladık, eğlendik ve şimdi bu haldeyiz.
Dünyada adına en çok romanlar yazılan Fatih Sultan Mehmet’i popstar kaçkını bir halde dizide gördük. Sadece üç bölüm dayanabildi. Fatih dizisi yerini Muhteşem Yüzyıla bıraktı. En çok okunanlar listesine giren kitabım “Yitik Hazine” nin çıkmasına vesile olan bu dizi beraberinde birçok tartışmayı da getirdi. Kitaplar, konferanslar, seminerler düzenlendi Kanuni Sultan Süleyman hakkında… (Nacizane bu işin ekmeğini de yiyenlerden oldum.)

Peki, Kanuni’yi okuduk mu?
Hayır, okumadık! İzledik ve öğrendik.

Merhum Harem ile Hürrem arasına sıkışmış bir zamparaydı. Ordusunu başında on üç sefer o çıkmamıştı. Başlıya baş eğdiren, dizliye diz çöktüren o değildi. Fransa Kralının annesi yardım istememişti. Yabancı devlet krallarını sadrazamı mevkiinde gören de o değildi. Dizideki Süleyman, saray entrikaları ve Hürrem’in oğlu Selim’i başa geçirme hırsı arasında diğer evlatları boğduran bir karakterdi. Doğru ya Zigetvar Kalesi önünde canını sahibine teslim eden de başkasıydı zaten…

Herkes Muhteşem Yüzyılın bitişine üzülürken nur topu gibi bir FETİH 1453 filmini kucağımıza aldık. Değişen bir şey yok gibiydi. Sultan Mehmet basiretsiz, kırdığı teşbih üzerinde tepinen bir ilkokul çocuğu gibi işlenmişti. Ama ön plana çıkan Ulubatlı öyle değildi. İnanmıştı sancağı İstanbul Surlarına dikecekti dikmesine de, can verirken âşık olduğu döküm ustası Urban’ın kızına bir bakışta atmamalı mıydı? “İstanbul’u senin için aldım” gibisinden. Hazır milletin ilgisi çekilmişken TRT bir atak yapmalıydı. “Filinta” ile başlayan rüzgâr yerini Dirilişe bıraktı. Tarihe meraklı olan gözle baktığımda, dizideki Muhyiddin İbn’ul Arabi, Ertuğrul Gazinin tarih sahnesine çıkışından yaklaşık otuz yıl önce Hakk’a yürümüş bir Allah dostudur. Devlet-i Aliye’nin gelişini önceden müjdelediği “Şeceretü’n-Nu‘mâniyye fî Devleti’l-‘Osmâniyye” isimli eserinden bir senaryo çıkarılmış ve ortaya Diriliş çıkmıştır. Muhteşem Yüzyıl’da Sultan Süleyman’a yapılan iftira ve ifrat TRT ekranlarında Ertuğrul Gazi’ye yapılınca normal mi karşıladık? Yoksa yine ideolojimize yenik mi düştük?

Bir tarafta Vatanım Sensin, diğer tarafta Payitaht Abdülhamid var… Bana sorarsanız ikisi de tamamen ticari amaçla yapılmış projeler. Vatanım Sensin Mustafa Kemal üzerinden yürürken, Payitaht Abdülhamid üzerinden yürüyor. Ve gözle görülür, gönülle hissedilir bir ayrışma söz konusu. Sözde Kemalistler, Payitaht’ı eleştirirken, Vatanım Sensin’de yapılanları sümen altı ediyorlar. Payitahtta durum farklı mı? Hayır… İnsanımızın cehaletinde faydalanan Senarist, yönetmen, konsept danışmanı dizi de Tarihi Vesikaları bir biri ardına yalan yanlış Osmanlı Türkçesiyle gösteriyorlar. Sonuç, şanlı tarihimizden ve cehaletimizden nemalanan kişiler Şanlı Tarihimizin iki değeri üzerinden para kazanıyorlar. İki dizinin de olacağını söyleyim size… İki tarafta birden “aşk böceği” haline evrilecekler.

“Vatanım Sensin” Kuşçubaşı Eşref’i, hain bir komutana öldürtmüş. Tarihte böyle bir şey var mı? Yok… Kuşçubaşı, siperlerden siperlere koşmuş bir vatan kahramanı. Sürgünler yaşamış, hapislerde farelere yarenlik etmiş. Vatan sevgisinden bir gram eksilmemiş bir asker. Ama dizide öldü. Peki, gerçekte ölümü nasıl? İzmir’de sahip olduğu domates tarlasında kalp krizi geçirerek. Bu işte bir gariplik yok mu? Payitaht daha yeni olduğu için çok üzerinde durmuyorum. İzleyip göreceğiz. Bakalım neler olacak? Abdülhamid Han’ın kaç hanımı dizide rol alacak. Sultan’a Muhalif olanlar ekranlara yansıtılacak mı? Abdülhamid ile Teoder Herzl ilişkisi nereye kadar doğru anlatılacak. Karşılıklı mektuplar yayınlanacak mı? Yoksa uyutulmaya devam mı edeceğiz? Muhalif deyince aklınıza Mustafa Kemal, Enver Paşa geldi değil mi? Peki Mehmet Akif, Said Nursi, Ziya Gökalp…

Ve dönelim kitabın ortasına…
Tarih bilimi, belgeyle, vesikalarla yapılır. Öyle kulaktan duyma bilgilerle yapılmaz. Almanlar diyorlar ki; “Türk arşivleri açılsa, dünya da birçok devletin tarihi yeniden yazılır.” Ama biz okumak yerine ne yapıyoruz? İzliyoruz. Diziler, filmler, Maraş Dondurmacı kılığına bürünmüş sözde üstadlar… Olan yine bize oluyor. Ne deve olabiliyoruz, ne kuş.
Ne yapmalıyız?

* Öncelikle ideolojilerimizi bir kenara bırakmalı ve tarihe objektif yaklaşmalıyız. Bunun içinde gelenin keyfine geçmişine sövmeyen bilim insanları yetiştirmeliyiz.

* Yetişen bu bilim insanlarının çalışmaları doğrultusunda en eski tarihimizden günümüze kadar uzanan tarihimizi yeni kitaplarla yazmalıyız.

* “Haçlıların en büyük zaferi bizim tarih kitaplarımızdır” diyor Cemil Meriç… ve yine onun sözüdür “İdeoloji deli gömleğidir.” İşte bunun için en azından okullarda okutulan tarih kitaplarımızı değiştirmeli ve tarihimizi en doğru şekilde öğrenmeliyiz…

* Bir topluluğu, Tarih Bağı, Kültür Bağı, Dil Bağı millet yapar. Bu üçünü bir araya getiremeyen toplumlar kaybolmaya muhtaçtır. Bu tarih iyisiyle kötüsüyle bizim tarihimiz. Güçlü Türkiye istiyorsak tarihi değerlerimiz üzerinden ayrışmamalıyız.

* Tarihteki kişilerinde insanlar olduğunu onlarında hatalar yapabileceğini unutmayalım… Ben Anadolu insanı olan anne ve babamdan aldığım eğitimle “Osmanlı padişahlarının çoğu evliyadır” sözüne inandım. Ama onları evliyalıkları için değil hizmetleri için sevdim. Bu suretle yetişen biri olarak Mustafa Kemal’in alkol almasına hiç bakmadım. Benim için en önemlisi hizmetti. Devlet-i Aliye’yi Mustafa Kemal yıkmadı İngilizler yıktı. Mustafa Kemal enkazdan Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurdu. Gerisi benim için fasarya.

* Kimsenin cesaret edemediği Yavuz Sultan Selim filmine bu kardeşiniz cesaret etti. Şimdi muvaffak olabilmek için sizden dua ister.

* Bir anlaşma yapalım. Benim kimseye şunu izle, bunu izleme deme gibi bir durumum yok. Ancak şöyle yaparsak daha güzel olur kanaatindeyim. Dizi ve filmi izlemeden önce o dönem ile birazcık kitap karıştırsak, üç saat tv başında geçirmek yerine, yirmi dakika kitap sayfalarında dolaşalım.
Şuna karar vermeliyiz, okuyup da mı izleyelim, izledikten sonra mı okuyalım?
Tatlı yemekten önce mi yenir sonra mı?

Son Ziya Paşanın Terkib-i Bendinden olsun..
Ayiesi iştir kişinin, lafa bakılmaz…

Haftaya ömür vefa ederse buradayız efendim… Muhabbetle.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz