Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,10
BIST 106.843
%0,41
Dolar 3,5416
%0,65
Euro 4,1318
%1,13
Altın 142,76
REKLAM

Suçlu Sensin Devlet Bey…

5444 defa okundu kategorisinde, 16 Şub 2017 - 15:10 tarihinde yayınlandı
Suçlu Sensin Devlet Bey…

Yaklaşan referandum öncesi, millet olarak o kadar gerginiz ki biri diğerinin kararından ötürü hain diyor, öteki berikinin ardından yalaka – menfaatçi. Öyleyse soru şu.
Herkesin özgür iradesiyle iki seçenekten birini tercih edeceğini düşünürsek kendimizi de bu kategorinin içine dâhil etmiş olmuyor muyuz? Yani millet olarak ya hainiz, ya da yalaka  – menfaatçi.
Peki, biri vatanseverliği için hayır derken, diğeri vatanseverliği için evet demiş olamaz mı?
Bak güzel kardeşim sen hayır oyu kullandın diye vatan haini olmuyorsun, diğeri evet oyu verdiği diye yalaka – menfaatçi olmuyor. Meselenin özüne dönersek halk olarak evet-hayır oyu kullanacak kişiler olarak daha neyi oylayacağımızı, kararımızı neye göre şekillendireceğini bilmeyen büyük bir kitle var. Anketörler mutlaka bunun üzerinde çalışıyorlardır. Eğer bir yerlerden işaret almıyorlarsa.
Pespaye olmuş, konuştuğunun manasını ve nereye gittiğini bilmeyen sözüm ona partililer de tüm bu gerginliğe çanak tutuyor. Benim tek bir derdim var o da VATAN… Ömrüm boyunca kimsenin adamı olamadım. Makam ve rakam peşinde koşmadım. En çok kendimden olanı eleştirdim. Eleştiri yaparken kıstasım VATAN oldu, hizmet oldu. Ölçülü davrandım yazım dilinde, incitmemeye gayret ettim kendime yapılanlardan incinmedim.  İncinmedim çünkü kendimi biliyorum. Sermayem aklım, karar merkezim vicdanım oldu. Derken geçmiş otuz yıl, farkına varmadım…

Siyaset sahnesinde böylesini görmedim
Böyle temiz böyle saf huylusunu görmedim
Tam isabet kaydeder karakter tahlilleri dost
Devlet Bahçeli’den soylusunu görmedim…

Yukardaki dörtlük, usta kalem Cemal Safi’ye ait.

Hafta içi bir dost meclisinde otururken konu yine siyasete geldi, kalkmak istedim bırakmadılar. Ve haliyle referandum konuşuldu. Tebessüm edilerek yapılan sohbet birden bire arenaya döndü. Hayır diyen kişiler evet oyu verecekleri kişiyi kırmızı bayrak sallayan matador olarak görmeye başladı. Tartışma alevlendi, ama edepsizlikte sınır yok. Ağıza gelen gargarasız dışarda. Tabi söz geldi Devlet Bahçeli’ye dayandı. Elimdeki çayı masaya bıraktım, sustum. İçimden sayıyorum bir, iki, üç … … … baktım olacak gibi değil ilk defa bir ortamda oyumun rengini belli ederek konuşmaya başladım. Buradan da yazayım yeri gelmişken. 18 maddelik anayasa değişikliği maddelerinin hepsini okudum. Kıstasım VATAN olarak değerlendirdim, içinde bazı maddelere katılmıyor olsam da artısı, eksisinden fazla olacağı, benim için en önemlisi partizanlığı bitirecek olması için “evet” diyeceğimi söyledim. Benim söylemim ne kadar önemliymiş ki, birden ortam buz kesti. Ne konuşma var ne tartışma. Fazla sürmedi sohbet ayrıldık. Eve geldim. Beşiktaş maçları hariç TV izlemem. Ama bir program var. Bir kişi konuşuyor ağzından köpükleri çıkarak, Devlet Bahçeli’ye nasıl hakaretler. İşte bu yazının sebebi o program…

Devlet Bey, 1997 yılında bu partiyi ve davayı mafya kılıklı adamlara bırakmadığınız için suçlusunuz.

Devlet Bey, 1999 yılında ülkeyi kaosa götürmeme adına Bülent Ecevit ile koalisyon kurduğunuz için suçlusunuz. (1977 yılında Rahmetli Alparslan Türkeş, Rahmetli Gün Sazak ile Bülent Ecevit’e koalisyon kurma teklifi iletmiş ama teklif Ecevit tarafından kabul edilmemiştir.)

Devlet Bey, 2002 yılında seçim sonuçlarındaki başarısızlığı kendi üzerinize alıp istifa ettiğiniz, ülke siyasetinde başarısız kişilere yer yok deyip Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz isimlerini tasfiye ettiğiniz için suçlusunuz.

Devlet Bey, 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ü desteklediğiniz, devletin başındaki belirsizliğe son vermek adına taraf olduğunuz için suçlusunuz.

Devlet Bey, 2012 yılında partiyi ele geçirmek isteyen FETÖ’nün parti içinde sivrilenleri Milletvekili adayı yapmadığınız için, genel başkanlık koltuğunda oturup partinin başına, etrafı FETÖ ile çevrilmiş kişileri getirmediğiniz için suçlusunuz.

Devlet Bey, 2013 yılında Gezi Parkı olaylarında ülkücü gençliği sokaktan uzak tuttuğunuz, ülkeyi iç savaşa sürüklemediğiniz için, 15 Temmuzda yapılmak isteneni o gün yapmayı planlayanlara fırsat vermediğiniz için suçlusunuz.

Seçim sonrası, HDP ile aynı çizgiye gelip Deniz Baykal’ı Meclis Başkanlığı için desteklemediğiniz için suçlusunuz.

15 Temmuzda devletin, milletin yanında olduğunuz için suçlusunuz…

Devlet Bey, ülke gündemi yönlendirdiğiniz için, perde arkasında dönen pazarlıklar gün yüzüne çıksın diye Başkanlık Sistemini gündeme taşıdığınız için suçlusunuz…

Devlet Bey, son yaptığınız genel kurul toplantısında kendi adından EVET çıkardığınız için, devlet ve millet için kendinizi feda ettiğiniz için suçlusunuz…

Ülkücüleri sokaktan çektiğiniz için, ülkücülerin eli silah değil kalem tutmalı dediğiniz için suçlusunuz.
Makam – Mevki sevdasında olmadığınız için suçlusunuz.
Ülke bütçesinden milletvekili maaşı almadığınız için suçlusunuz.
Emaneti, Sahibine teslim ettiğinizde İsviçre Bankalarında çok sıfırlı hesaplar bırakmayacağınız için suçlusunuz.
Yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık yapmadığınız için, ihaleye fesat karıştırmadığınız için suçlusunuz.
Çıkarı için partiye yaklaşanları, menfaatleri için kapı kapı gezenleri partiden uzaklaştırdığınız için suçlusunuz.
Davaya sahip çıktığınız için, devlet için kendinizden vazgeçtiğiniz için suçlusunuz…

Hâsılı sizin suçunuz saymakla bitmez…
Sizi savunmakta benim haddime değil, siz kendinizi gerektiği zaman çok iyi savunursunuz zaten. Benim yaptığım, sizi konu ederek hatır – gönül bilmeyen insanlara seçimlerin gelip geçici olduğunu, seçimlerden sonra bizlerin yine arkadaş, dost, akraba olduğunu hatırlatmak oldu.

Şahsıma kızmışsanız Devlet Bey, bunun da suçlusu yine sizsiniz…
Ömür vefa ederse hafta yine buradayız efendim.
Muhabbetle…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz