Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,10
BIST 106.843
%0,38
Dolar 3,5407
%0,60
Euro 4,1296
%1,10
Altın 142,71
REKLAM

Geç Buldum Tez Yitirdim,, Şimdi Üşüyorum

43663 defa okundu kategorisinde, 25 Mar 2017 - 21:03 tarihinde yayınlandı
Geç Buldum Tez Yitirdim,, Şimdi Üşüyorum

Yıl 2006, mevsim kış.
Ankara soğuk ve yağışlı…
Yer Hacı Bayram Camii…
Günlerden Cuma…

Hacı Bayram şimdiki gibi restore edilmiş değil, eski halini bilenler bilir. Camii avlusu üzerinde naylonlarla çevrilmiş çay ocağında sakatlanmış ayağıyla ne kadar edepli oturabilirse o kadar edebini koruyan, çayından aldığı her yudumda, yaşadığı sakatlığa isyan eder gibi cümleler kuran Anadolu Çocuğu. (ben)

Karşı masamda çayını bitirmiş adam, derme çatma kapıdan çıkarken sesleniyor bana doğru.
“ Yiğidim başına gelen dertte de Allah bir hayır murad etmiştir, üzülme” ve kapıdan çıkıp gidiyor. Kim olduğunu 2007 yılı Kurban Bayramında, çok sevdiğim ama şimdi Rahmet-i Rahman’a yürümüş olan bir kardeşimin “Falan kanalda, Gecede Bir Gün isimli programda Uğur Abi (Işılak) var” deyince anlıyorum o ince, uzun, hafiften kirli sakallı adamın Serdar Tuncer olduğunu.

Hacı Bayram’da saf saf duruyoruz namaza. Hava inadına soğuk, inadına indiriyor gökyüzü rahmet damlalarını. Bir ara saflar karışıyor, birileri koşuşturuyorlar yağmur damlasının değmediği tentenin altında yer ayarlamak için. Ve bir adam, bir Yiğit Adam. Engelliyor onları;
“Kimseyi rahatsız etmeyin, Allah’ın huzurunda herkes eşittir.”

Kendimce başıma gelen olayı şer olarak kabul ediyordum ki, o Yiğit Adamın omzu değdi omuzlarıma. O ana kadar sadece ismini bildiğim adamın, şahsını işliyor yağmur damlaları yüreğime. Namaz bitiyor herkesle tokalaşan, yüzü sürekli sadaka dağıtan Yiğit Adam Muhsin Yazıcıoğlu… Sonraki zamanlar da tedavi için Ankara’ya geldiğimde fırsat buldukça yapmış olduğu toplantılara katılıyorum. Bu adam diğerleri gibi değil dürüst, samimi, içten. Hemen hemen her toplantısında benzer şeyleri söylüyor. Bizim neslimizi kavgalarla tarumar ettiler, biz kendimizle, hatalarımızla yüzleştik, artık ellerimiz silah değil kalem tutmalı. Okumalı ve üretmeliyiz.   O dönemlere kadar hayata geliş amacının sadece top tepmek olduğunu, sakatlandığı zaman artık bir işe yaramayacağını düşünen ben, Yiğit Adamın sözüne kulak verip üniversiteye gitmeye karar veriyorum. Rabbime şükürler olsun iki üniversite bitirmeyi, kitaplar çıkarmayı, konferanslar seminerler vermeyi, şimdi de size bu satırlarla seslenmeyi nasip etti bana. Hedefi o gösterdi, gayret ettim, Allah’ım nasip etti.

Vefatından dört gün önce, üniversite tahsilime devam ettiğim Konya’ya geldi Merhum Başkan. Sanayi esnafını gezerken göz göze geldik yanına çağırdı. Her zaman ki mütebessim çehresiyle sordu:
“Beni takip mi ediyorsun?”
“Yok, başkanım. Derslerden fırsat buldum sizin de geleceğinizi duyunca arkadaşlarla geldim.”
“Sen üniversiteye mi başladın?”
“Evet başkanım.”
“Neden haberimiz olmadı” deyince başımı önüme eğdim. Kendisine söylememiştim söylesem, burs vermek isterdi ki zaten tüm öğrencilere haddinden fazla yardım ediyordu. Bende bursa ihtiyacı olan bir kardeşimin hakkına girmek istememiştim. Yer sofrasında Konya Sanayi Esnafıyla beraber yemek yedik. Ama garip bir hal vardı başkanda. Tokalaştığı herkesten helallik istiyordu. Ve o meşhur sözünü söyledi.
“Üç dakikasına bile hükmedemediğimiz dünyada fırıldak olmaya gerek yok.”

Vizeleri bitirmiş, yaklaşan yerel seçimler için oy kullanacağım Kırıkkale’ye doğru yola koyulmuştum. Kayseri üzerinden gidecektim Kırıkkale’ye, özel bir sebepten ötürü. Nereden bilebilirdim ki ömrümün en uzun yolculuğunun bu yolculuk olacağını. İçim sıkılmış, ruhum daralmıştı bir şeyler vardı, bir şeyler olacaktı. Otobüsün hareketinin üzerinden yarım saat geçmişti ki koltuktaki ekrana son dakika haberi düştü. Başkanın bindiği helikopter düşmüştü. Aklıma o gün geldi, istisnasız herkesle vedalaşmıştı Başkan. Olacaklardan haberli gibiydi. Yüreğim ve bedenim Keş Dağını çevreleyen dualara âmin olmuştu. Ve acı haber. Biz onu kaybettiğimize hüzünlüyken; O, En Sevgiliye ulaşmanın mutluluğu içindeydi. Bir ideali vardı ayrımsız, kutuplaşmasız, sınıf ayrımı yapılmayan bir Türkiye hayal etmişti. O hayali de Kocatepe’deki Cenaze Namazında gerçekleşti. Milyonlar Kocatepe’den Tacettin Dergâhına gelmişlerdi. Tam defnedileceği sırada sevenleri “defnetmek” isterken sesleri yükseldi. Bu arada kızının haykırışı çınlar kulaklarımda
“Lütfen rica ediyorum, Allah rızası için sakin olun. Bu bizim en mutlu günümüz olsun. Ben hep böyle hayal ettim”
Öldüğü günü bayram ilan etmek ne büyük kemalattır? Bizler hıçkıra hıçkıra ağlarken, yorgunluktan ayakta duracak halimiz yokken Firuze Yazıcıoğlu böyle seslenmişti…

Bugün sosyal medyada herkes üşüyordu… Genç Parti üzerinden, kıyaslamalar yapıldı bir şeyler unutularak…
Yiğit Adam, hiçbir zaman makam mevki peşinde olmadı. Bir davası vardı ve bu kutlu davanın yol başçısı oldu.
Yiğit Adam, hiçbir zaman rakam derdinde olmadı, seçim çalışmalarında devletten destek almadı. Bol sıfırlı banka hesapları yoktu, elinde olanı da ihtiyacı olanlarla paylaştı. Üniversite öğrencilerine burslar verdi, verdirdi.
Yiğit Adam, hiçbir zaman arsa peşinde koşmadı, ihale kovalamadı, vatanını satmadı…
Yiğit Adam, hiçbir zaman uzaktan kumandalı bir parti lideri olmadı. “İsteseydim başbakan hatta cumhurbaşkanı olurdum” sözü bunun ispatıdır. Her zaman devletinin ve milletinin çıkarını şahsi çıkarlarından üstün gördü.
Yiğit Adam, her şeyi ile milliydi. Mazlumların derdiyle dertlenir, sevinciyle gülerdi…
Ve gitti o Yiğit Adam…
Tüm Türk – İslam Coğrafyasına bir dert bırakarak gitti. Her tebessüme bir hüzün bırakarak gitti…

Ben o Yiğit Adamı geç buldum, tez yitirdim. Tanıdığım günden son anına kadar hep istifade etmeye çalıştım. Bir parça olabilmişsem ailemden sonra Yiğit Adamın öğretileriyle olmuşumdur, olmamışsam Yiğit Adamın öğrettiklerine layık olamayışımdandır…
Bu yazı Yiğit Adam için bir Fatiha okumanıza vesile olur inşallah…
Mekânın cennet olsun, makamın âli olsun Yiğit Adam…
Ben ağabeysiz, ÜŞÜYORUM…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz