Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0,43
BIST 99.639
%-0,14
Dolar 3,5062
%-0,08
Euro 3,9250
%-0,22
Altın 141,58
REKLAM

Bir Referandumun Ardından

38186 defa okundu kategorisinde, 17 Nis 2017 - 20:50 tarihinde yayınlandı
Bir Referandumun Ardından

Uzun süredir sadece ülke gündemini değil, dünya gündeminin de merkezinde olan Cumhurbaşkanlığı Halk oylaması sona erdi. Türk Milleti’nin özgün iradesiyle kullandığı oylar sonrasında % 51,4 oy oranıyla Evet tercihi kazanmış oldu. Soru şu Evet oylarından geriye kalan % 48,6 oy oranı ve sahipleri kaybeden taraf mı oldular? Elbette ki hayır. Bu seçimin kazananı sandık başına gidip oy kullanan vatandaşlardır. Kaybedeni yok, çünkü hepimiz bu geminin yolcularıyız.

11 Ekim 2016 yılında MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı başkanlık çıkışından sonra ülke gündemi bu konuya kilitlenmişti. AKP – MHP konsülünde Evet, CHP – HDP – SP ve illegal oluşumlarla Hayır, tarafları belirlenmişti. Kazanan milletin iradesi oldu. Seçim sonucu olarak kaybeden yok dedik. Peki, insanlık ve vicdan olarak kendimize soruyor muyuz kazandık mı kaybettik mi?
Zamanı geri alıp 14 Nisan Cuma Gününe gidelim. Esnafsınız yan komşunuz Evet diyor siz hayır diyorsunuz. Sizin desteklediğiniz Hayır tarafından bir tane kendini bilmez çıkıyor ve diyor ki;
“17 Nisanda Samsundan başlayıp, İzmir’de denize dökeceğiz” elinizde kumandanız yanlış mı duydum diye ses yükseltiyorsunuz. Ama ekrandaki adam, aynı cümleyi daha yüksek sesle dile getiriyor… Aklınızda deli sorular. Acaba bu sözü yandaki Evet diyen komşum duydu mu? Belli duymuş adam, işte kapınızda. “Bak sizinkilerden biri çıkmış ne diyor? Gel gardaş bunlara oy verme?” bu sözü hazmedemiyorsunuz, içiniz kırık. Çünkü karşınızdaki adam kırk yıllık dostunuz. Camiye, hastaneye, ufak işlerinizi halletmek için gittiğinizde dükkânınızı teslim ettiğiniz kişi. Dayanamıyorsunuz beni kararımla nasıl yargılar diye. Aklınıza Evet Tarafından bir bürokrat ya da siyasinin söylediği söz geliyor. “Sizinkiler de bizleri terörist ilan ettiler. Camide imamlar hayır oyu veren cennete gidemez diye fetva verdi?” karşılıklı söz alıp vermeler uzayıp gidiyor, ne siz onu ikna ediyorsunuz ne o sizi. Geriye sadece kırdığınız kalpler kalıyor. Cenazenizde ilk omuz veren kişiyle bu sebepten kırgınlık yaşıyorsunuz. Geliyoruz günümüze, 17 Nisan. Referandum yapılmış, resmi kararlar açıklanmamış ama sonuç aşağı yukarı belli. Komşunuz dükkânını açmamış, merak ediyorsunuz. Arayacaksınız telefonunu elinize aldınız aklınıza o gün söyledikleriniz geldi. Arayabilecek misiniz? Öğlen oldu dükkân açılmadı. Karşı komşunuza sordunuz haberi var mı diye? Kimsenin haberi yok. Acaba evine gidip başına bir hal geldi mi diye sorabilecek misiniz? Esnaf üzerinden gittim ama o bir örnek bunu mesai arkadaşınız olarak, sosyal medyadaki arkadaşlarınız olarak çoğaltmak mümkün. Rakamlar üzerinde kazanan ve kaybeden yok. Yukarı da anlattığımız üzere bu seçimin kaybedeni çok maalesef.

Konuştukça çirkinleşen adamlar sussalar, sustukça güzelleşen adamlar çok güzel konuşacaklar.

Referandum meşalesini ateşleyen Sayın Devlet Bahçeli üst üste katıldığı iki tv programında yaptığı açıklamalarla yine gündem oluşturdu. Zaten haziran seçimlerinden sonra ülke gündemine yön veren yine Sayın Bahçeli’ydi. İki farklı programda yapılan açıklamaların nüvesi aynıydı. Birileri evirip çevirip farklı sürdü piyasaya. Ve açıklamanın bana göre en can alıcı cümlesi şudur.
“ MHP’yi ele geçirmeye çalıştılar bunu çok net biliyorum. Partimiz içindeki FETÖcüleri de biliyorum, partimiz içinde ayrılanları da” referandum sonuçlarına özellikle büyük şehirlerdeki sonuçlara bakacak olursak Sayın Bahçeli’nin satır arasında vermiş olduğu mesajı anlayabiliriz.
Milletin verdiği mesajda nettir.
Artık FETÖ ve PKK’nın siyasi ayağını temizleyin. Siz onları temizlemezseniz onlar sizi temizleyecek.

Ve sonuç itibariyle şunu söylemek isterim.
Bu ülkenin bir ferdi olarak beni en çok mutlu eden olay. Bu referandum sonrası artık partizanlık ve siyasi vesayetin ortadan kalkması oldu. Millet artık facebookta tanıyıp, twitter da terk ettiği sevgilisi gibi partizanlık yapamayacaklar. Önüne yirmi seçenek gelmeyecek. Böylece yıllardır seçim barajını düşürelim diye feryat edenlerin sesi çıkmayacak. Proje üreten, çalışan çabalayan, cebi için değil milleti için koşturan kimse millet onu seçecek.
Birleşmek için 99 tane neden varken, ayrışmak için 1 neden arayanların tüm kapıları kapanmıştır.
Türk Milletinin % 51,4’nün vermiş olduğu karar inşallah Milletinin % 100’ünü feraha, istikrara, düzen ve en önemlisi birlik – beraberliğe yürütecektir.
Haftaya ömür vefa ederse buradayız efendim.
Muhabbetle.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz